Merkezi Türkiye’de bulunan ve ABD’deki ofisleriyle yurt dışı pazarını yöneten yapay zeka ve iş zekası alanında çalışan OBASE’nin CEO’su Dr. Bülent Dal, yakın gelecekte yapay zekadaki bir sonraki adımı planlayan ve tasarlayan ‘Karar Zekası’nın gündemde olacağını ifade etti. HardwareLab’in sorularını yanıtlayan Dal, “İş zekası alanında en kritik dönüşümün, geleneksel raporlamadan “karar zekası” yaklaşımına geçişle şekilleneceğine inanıyoruz. Geleneksel çözümler geçmiş verilerin analizine odaklanırken, yeni nesil sistemler yapay zeka desteğiyle karar süreçlerine proaktif katkı sağlayan yaşayan platformlara dönüşüyor” dedi.
Telekomünikasyon, perakende, lojistik, ulaşım, e-ticaret, ilaç gibi kritik pek çok sektörün dijitalleşme süreçlerini yöneten OBASE’nin CEO’su Bülent Dal, HardwareLab’in yapay zeka ile veri analitiği alanındaki ürün, çözüm ve dünyayı bekleyen yeniliklere dair sorularını yanıtladı:
Yapay zeka ile birlikte stok yönetime başta olmak üzere perakende sektöründe son dönemde hangi yenilikler gündemde?
Perakende sektöründe yapay zekanın dönüştürücü gücü, özellikle stok yönetimi, talep tahminleme ve karar süreçlerinin otonomlaşması noktalarında sektörü kökten bir değişime zorluyor. Artık sadece geçmiş verileri analiz eden sistemlerin ötesine geçerek, satış verileri, pazar trendleri ve tedarik zinciri değişkenlerini anlık olarak harmanlayan bütünleşik bir yapıya geçiş yapıldığını görüyoruz.
Günümüz perakende dünyasında en önemli yenilik; verinin sadece toplanması değil, “nedensellik analizi” ile anlamlandırılmasıdır. Sektörde artık “ne oldu?” sorusundan ziyade “neden oldu?” ve “bir sonraki adım ne olmalı?” sorularına yanıt arayan Karar Zekası modelleri ön plana çıkıyor. Özellikle doğal dil işleme (NLP) teknolojilerinin iş süreçlerine dahil olmasıyla, karmaşık raporların yerini, sistemle doğrudan etkileşime geçilen ve anlık aksiyon önerileri sunan akıllı asistanlar alıyor. Bu teknolojik dönüşüm, stok planlamasını en ideal seviyeye taşırken, kurumlara veriye dayalı bir karar alma kültürü ve operasyonel çeviklik kazandırıyor.
Şirketlerin yapay zekaya yaklaşım nedir kullandıktan sonra ilk yaklaşıma göre hangi fikir değişikliklerini görüyorsunuz?
Başlangıçta yapay zekayı daha çok deneysel bir alan olarak değerlendiren şirketlerin, uygulamaya geçtikten sonra bakış açılarını hızla dönüştüğünü görüyoruz. Yapay zekayı operasyonlarına dahil eden kurumlar, veriden değer üretme hızını ve karar süreçlerindeki somut etkisini bizzat deneyimliyor. Özellikle karar destek sistemlerinde sağlanan içgörüler, yöneticilerin stratejik adımlarını çok daha güvenilir hale getiriyor. Bu tecrübe neticesinde yapay zeka artık yalnızca bir teknoloji yatırımı olarak deği; kurumların rekabet gücünü doğrudan belirleyen stratejik bir dönüşüm aracı olarak konumlanıyor.

Hızlı aksiyon alıyoruz
İş zekası alanında önümüzdeki günlerde ya da yıllarda hangi değişiklikleri bekleyebiliriz?
İş zekası alanında en kritik dönüşümün, geleneksel raporlamadan “karar zekası” yaklaşımına geçişle şekilleneceğine inanıyoruz. Geleneksel çözümler geçmiş verilerin analizine odaklanırken, yeni nesil sistemler yapay zeka desteğiyle karar süreçlerine proaktif katkı sağlayan yaşayan platformlara dönüşüyor. Gelecekte iş zekası platformlarının; çok daha yüksek otomasyon, derinlemesine doğal dil etkileşimi ve otonom karar mekanizmalarıyla donatılacağını öngörüyoruz. Biz de OBASE olarak veriyi sadece bir rapor çıktısı olmaktan çıkarıp, her kademede hızlı aksiyona dönüşen bir rehber haline getirmeye odaklanıyoruz.
Merkezinizin olduğu ABD ile Türkiye’ye kıyasladığımızda Türkiye ile yapay zeka kullanımına yönelik ilgi ve bilgi birikimi hangi düzeyde seyrediyor?
Türkiye’de yapay zekaya yönelik ilginin ve teknolojik adaptasyon hızının dünya standartlarında olduğunu gözlemliyoruz. ABD pazarı, ürünleşmiş yapay zeka çözümlerinin yaygınlığı ve pazar olgunluğu açısından liderliğini korurken, Türkiye’nin de mühendislik yetkinliği ve çevik uygulama kabiliyetiyle bu alanda çok güçlü bir potansiyele sahip olduğunu biliyoruz.
Tüm tedarik zincirleri dijitalleşiyor
Bize yeni ürün ve çözümlerinizden söz eder misiniz?
Son dönemde odağımıza aldığımız en yenilikçi çözümümüz, kurumlara Karar Zekası kazandıran OBASE AIR platformudur. AIR, semantik modelleme, ontoloji ve iş kuralları kütüphanesi ile kurumun tüm entelektüel birikimini yapay zekanın anlayabileceği bir yapıya kavuşturuyor. Çoklu ajan desteği sayesinde farklı iş birimleri arasındaki domino etkilerini hesaplayarak, şirket toplam faydasına uygun aksiyon önerileri üretiyor.
Ekosistem yönetimi tarafında ise Platform OBASE ile fark yaratıyoruz. Bu platformumuz; üretici, tedarikçi, perakendeci ve lojistik şirketleri arasında ortak bir karar alma altyapısı oluşturarak tüm tedarik zinciri süreçlerini dijitalleştiriyor. Veri senkronizasyonu, talep tahminleme, tedarikçi stok yönetimi ve blok zinciri tabanlı ürün izlenebilirliği gibi yeteneklerle işletmelere uçtan uca şeffaflık ve yüksek operasyonel verimlilik kazandırıyoruz.
Müşteri yönetimi alanında ise veriyi bir “altın içgörüye” dönüştüren Obase CRM Suite ile bütünleşik bir ekosistem sunuyoruz. Omni-channel orkestrasyon yeteneğimiz sayesinde, farklı temas noktalarından gelen veriyi tek bir profilde birleştirip, gerçek zamanlı “Next-Best-Action” önerileriyle stratejik içgörüleri ticari aksiyona dönüştürüyoruz. Amacımız, işletmelerin veriyi her an yaşayan ve kurumsal zekayı besleyen en değerli stratejik varlıkları haline getirmektir.
AI ile öğrenen bireyler kazanacak
Yapay zekanın bir işsizlik dalgası yaratması mümkün mü bu konuda çalışanlar ve şirketler ne tür bir yol haritası izlemeli?
Evet, yapay zekanın bir işsizlik dalgası yaratması mümkündür; ancak asıl risk, işlerin tamamen ortadan kalkmasından çok becerilerin hızla geçersiz hale gelmesidir. Dünya Ekonomik Forumu’nun ortaya koyduğu tablo, bu on yıl içinde işlerin çok önemli bir bölümünün yapay zeka ve otomasyondan etkileneceğini gösteriyor. Buna karşılık, 2030’a kadar milyonlarca yeni iş rolünün de ortaya çıkması bekleniyor.Dolayısıyla esas mesele “iş kalmaması” değil, mevcut iş gücünün yeni rollerin gerektirdiği yetkinliklerle ne kadar hızlı uyum sağlayabileceğidir. Önümüzdeki dönemde farkı belirleyecek unsur teknolojiye erişimden çok öğrenme hızı ve beceri dönüşümü olacak. Çalışanlar açısından yol haritası; AI okuryazarlığını geliştirmek, veriyle çalışma becerisi kazanmak ve eleştirel düşünme, yaratıcılık, iletişim gibi insani yetkinlikleri güçlendirmektir.Şirketler açısından ise konu yalnızca otomasyon değil, işi ve rolleri yeniden tasarlama meselesidir.Kuruluşlar hangi görevlerin otomatikleşeceğini, hangi rollerin dönüşeceğini ve hangi yeni yetkinliklerin gerekeceğini net biçimde haritalamalıdır. Aynı zamanda çalışanlarını yalnız bırakmadan “reskilling” ve “upskilling” programlarına ciddi yatırım yapmaları gerekir.Doğru yaklaşım, yapay zekayı insanın yerine geçen bir unsur gibi değil, insanın değerini artıran bir kaldıraç olarak konumlamaktır.Sonuç olarak gelecekte kazananlar, AI kullananlar değil, AI ile öğrenen ve dönüşen bireyler ile kurumlar olacaktır.




























