275 şirketin 19 binden fazla çalışanı ile gerçekleştirilen araştırmaya göre yüzde 36.8 oranı ile en çok hissedilen duygu yorgunluk olarak belirlendi. İş yükü ve stres rakamları yüzde 60’lardan düşmedi ama geçen yıllara göre 1-2 puanlık gerileme söz konusu.
Çalışan deneyimi artık performans göstergelerinin yanı sıra, fiziksel, zihinsel ve duygusal iyi oluşun birlikte değerlendirilmesiyle ele alınıyor. Meditopia’nın 2026 yılının ilk yarısını kapsayan Çalışan Wellbeing Raporu da Türkiye’deki çalışanların bütüncül iyi oluş durumunu ortaya koyuyor. 275 şirketten 19 binden fazla çalışanın yanıtlarıyla hazırlanan rapora göre, geçen yıl yalnızca bir ay ‘iyi’ seviyesine ulaşabilen wellbeing skoru, bu yıl ikinci çeyrek boyunca ‘iyi’ seviyesini korudu..
Stres ve Kaygı Gerilerken, İş Yükü Çalışanları Zorlamaya Devam Ediyor
Rapora göre, stres indeksi skoru geçen yılın aynı dönemindeki 66,2 puandan 63,3 puana, kaygı indeksi ise 63,4 puandan 60,1 puana geriledi. Çalışanların stres ve kaygısını artıran faktörlerin başında %65 ile iş hayatı gelirken, bunu maddi ve ekonomik koşullar, yakın ilişkilerde yaşanan problemler ve politik ve toplumsal gelişmeler takip etti. İş yaşamına daha yakından bakıldığında ise çalışanları en fazla zorlayan unsur iş yükü olurken; performans kaygısı, motivasyon düşüklüğü, toksik iş ortamı veya mobbing ile kariyer belirsizliği öne çıkan diğer başlıklar arasında yer aldı. İş yaşamındaki mevcut zorluklara ek olarak, çalışanların %42’si yapay zekanın işlerinde yaratacağı değişiklikleri düşündüğünde kendisini kaygılı hissettiğini belirtirken, en büyük endişenin işlerin veya bazı görevlerin ortadan kalkması olduğu görüldü.
Yorgunluk Zirvedeki Yerini Koruyor, Çalışanları Sosyal İlişkiler Ayakta Tutuyor
Raporun en dikkat çekici bulgularından biri, yorgunluğun 2026 yılının ilk altı ayında da çalışanların en sık hissedilen duygusu olmayı sürdürmesi oldu. %36,8 ile ilk sırada yer alan yorgunluğu; stresli (%30,2), depresif (%26) ve endişeli (%26) hissetme izledi. Zorlu duygularda dönemsel gerilemeler görülse de bu iyileşmenin huzur ve anda olma hissine aynı ölçüde yansımadığı dikkat çekti. Öte yandan çalışanların %61,5’i, iş yerindeki sosyal çevrelerinin ve destekleyici ilişkilerinin yoğun iş baskısı altında bile duygusal dayanıklılıklarını korumalarına yardımcı olduğunu ifade etti. Çalışanları en çok mutlu eden unsurlar ise aile içi uyum, arkadaş desteği ve ilişki kalitesi gibi yakın ilişkilere dair faktörler oldu.

Fiziksel sağlık göstergeleri de çalışanların genel iyi oluşunu etkileyen kritik alanlar arasında yer alıyor. Uyku indeksinin 49, hareket indeksinin ise 37,5 puanda kaldığı rapora göre çalışanlar yılın ilk yarısında günlük ortalama 6.247 adım attı. Çalışanların %51’i hiç egzersiz yapmadığını belirtirken, yalnızca %10’u Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği düzeyde, haftada en az beş gün ve günde en az 30 dakika egzersiz yaptığını ifade etti. Öte yandan çalışanların zorluklarla baş etmek için en sık başvurduğu yöntemin %38,2 ile hareket etmek olması, fiziksel aktivitenin psikolojik dayanıklılığı destekleyen önemli bir unsur olduğunu ortaya koydu.
“İyileşmenin Kalıcı Olması İçin Çalışanların Gerçek İhtiyaçlarına Odaklanmak Gerekiyor”
2026 yılı ilk yarı Çalışan Wellbeing Raporu’nun sonuçlarını değerlendiren Meditopia İçerik ve Araştırma Direktörü Uzman Psikolog Gözde Ertekin, “2026’nın ilk yarısı ilk bakışta iyi haberlerle açılıyor. Esenlik skoru “iyi” sınırına yükseldi, stres ve kaygı geçen yıla göre belirgin biçimde geriledi. Bu tablo yalnızca bizim örneklemimize özgü değil: Gallup’un 2026 küresel iş yeri araştırması da çalışan iyi oluşunun üç yılın ardından ilk kez iyileşmeye başladığını gösteriyor. Yani buradaki iyileşme, daha geniş çaplı bir olumlu eğilimle aynı yönde ilerliyor.” açıklamasında bulundu.

Meditopia Kurucu Ortağı ve CEO’su Fatih Mustafa Çelebi ise “Raporumuz, 2026 yılının ilk yarısında çalışanların bütüncül iyi oluşunda olumlu bir gelişmeye işaret ederken, bu gelişimin henüz kırılgan olduğunu da açıkça ortaya koyuyor. Çalışanların en sık hissettiği duygunun hala yorgunluk olması, stres ve kaygının yüksek seviyelerini koruması ve fiziksel sağlık göstergelerinin gelişime ihtiyaç duyması, çalışan deneyiminin tek bir göstergeyle değerlendirilemeyeceğini gösteriyor. İş yükü, uyku düzeni, hareket alışkanlıkları, sosyal ilişkiler ve psikolojik dayanıklılık birbirini doğrudan etkileyen unsurlar olarak birlikte ele alınmalı. Bu nedenle kurumların çalışanlarını düzenli olarak dinlemesi, dönemsel riskleri önceden tespit etmesi ve ihtiyaçlara uygun bütüncül wellbeing uygulamaları geliştirmesi, kalıcı bir iyi oluş kültürü oluşturmanın en önemli adımlarından biri. Raporumuz, çalışanların ihtiyaçlarının yıl boyunca aynı kalmadığını da açıkça ortaya koyuyor.” şeklinde konuştu.
Raporun tamamına linkten ulaşabilirsiniz.




























